Bilirsiniz eski toğrağın samimiyetini,konuşmalarını. Hiç denk gelmişseniz eğer büyük aile ortamında bir konuşmaya içinizi ısıtmıştır o edilen muhabbet. Dedenizin anlattığı şeyi herkes pür dikkat dinlerken göz teması kurulduğunu,konuşmadaki akıcılığı veya biz eskiden diye başlayan cümlelerin o güzel sıcaklığını.

TEKNOLOJİ İLE MONOTON HAYATLAR

Günümüze gelindiğinde durum bir hayli farklı. Göz göze temas kur desek skype’ ı açıp yada görüntülü konuşmayla karşı tarafı arayıp göz teması kurmaya çalışan insanlar çıkar. Meselemiz bu değil. Teknolojiye karşı tabiki değilim. Hayatımızı büyük oranda kolaylaştıran güzel icatlar var. Peki ya kötü yanları ? Hapsolduk resmen telefonların,bilgisayarların içine. Geçirdiğimiz bunca vakit gerçekten bizim yararımıza olsa ya keşke . Tweet atıp,check-in yapmaktan ibaret oldu hayatımız.

NELER KAYBEDİYORUZ ?

Sms,check-in,tweet derken kendimizden kaybettiğimiz bazı özelliklerimiz var.

Kullanmadığımız mimiklerimiz unutulup gidiyor.

Hislerimiz zamanla yok oluyor.

Sms içindeki ifadelere sıkışıp kalıyoruz.

Göz teması kuramıyoruz.

Bir insanla yüz yüze 10 dakika konuşamıyoruz.

Kelime dağarcığımızın yetmediğini görüyoruz.

En önemlisi kendimize yabancılaşıyoruz.

 

GÖZ TEMASININ ÖNEMİ

Göz teması karşımızdaki insana ona sıcak davrandığımızı, onunla konuşmayı gerçekten istediğimizi bilmesi için önemli bir etkendir. Konuşurken başka bir yere bakarak konuşursanız sizi ciddiye almadığınızı düşünür. Gözlerinin içine bakarsanız konuşma isteği uyandırır.

Son olarak Gözler Kalbin Aynasıdır.

 

 

 

Bir önceki yazımız olan İnanmak ve Başarmak başlıklı makalemizde başarmak, inanmak ve inanmak başarmanın yarısıdır hakkında bilgiler verilmektedir.



Etiketler:, ,